Boşanma
Boşanma, yasal olarak kurulan evlilik birliğinin yine yasal olacak şekilde sonlandırılması ile hem kadının hem de erkeğin yeni bir evlilik yapabilecek hale gelmesi olarak da açıklanabilmektedir.
Boşanma olgusu, eşlerin bazı beklentiler doğrultusunda kendi istekleri ile kurdukları evlilik ilişkilerinde ortaya çıkan sorunlar ve bu sorunların çözülememesi sonucunda, taraflardan birinin veya her ikisinin ortak kararı ile evlilik birliğinin yasal olarak sonlandırılması ve bu sonlanış ile bireylerin yeni bir yaşam biçimine geçmesi olarak ifade edilebilir.
Boşanma çiftler arasında sadece hukuksal durum olarak algılanmakta, bazı aile içi krizleri de beraberinde getirmektedir. Bu nedenle boşanma olgusu yasal olarak değerlendirilmemeli; boşanma sürecinin psikolojik, sosyal, ekonomik, duygusal boyutlarının olduğu da unutulmamalıdır.
Boşanma Süreci
Boşanma, kendi içinde aşamalara sahip olan bir süreç olarak değerlendirilebilir.
İlk aşama: Kara verme aşaması olup bireysel farkındalık içermektedir.
İkinci aşama: Bireylerin eşlerine ayrılmak istediklerini dile getirdikleri açıklama aşaması olarak belirtilmektedir.
Son aşama: Sistematik ayrılma olarak ifade edilmektedir. Bu aşamada aile üyeleri, ekonomik sosyal ve psikolojik olarak pek çok yönden kendilerine yeni bir yol çizmektedirler.
Boşanma süreci ve kararının alınması, bireyler için psikososyal açıdan önemli bir dönüm noktası olarak görülmektedir. Boşanma sürecinde bireyler; ev idaresi, çocuk bakımı gibi ekonomik problemlerin yanı sıra terk edilmişlik ve yalnızlık gibi psikolojik problemlerle de mücadele etmek zorunda kalabilmektedirler.
Boşanma & Aile ve Çift Terapisi
Boşanma sürecinin hem öncesinde hem de sonrasında yaşanan sorunlar, bireylerde önemli derece psikolojik sorunlara yol açabilmektedir. Boşanma, yeni bir yaşam düzeni kurmayı gerekli kılmasıyla birlikte eski eşle ve çocuklarla yeni bir iletişim biçimi oluşturma, maddi sorunlar, sosyal çevrenin değişmesi gibi çeşitli sorunları da beraberinde getirmektedir.
Boşanma kararının alınması ile birlikte çiftler yeni bir hayat planı yapma konusunda ve yeni gereksinimleri karşılama konusunda zorlanabilirler. Aile ve çift terapisi, çiftlere bu konuda yardımcı olabilmektedir. Boşanmanın akabininde de çiftlerde; depresyon, kaygı yalnızlık gibi duygular söz konusu olabilir; geleceğe ilişkin umutsuz olma, başarısız hissetme gibi duygular oluşabilir. Bu duyguları süreç içinde yönetebilmek, eğer çocuklar var ise onların bu durumdan etkilenmesini engellemek de zorlu olabilmektedir. Aile ve çift terapisi ile boşanma sürecinde yüzeye çıkan bu duygular ele alınmakta ve aynı zamanda çiftlerin bu duyguları sağlıklı bir zeminde yaşayabilmeleri sağlanmaktadır.
Boşanma sürecinin doğru yönetilmesi eğer var ise çocuklar açısından da önemlidir. Yapılan çalışmalar boşanma sürecinin sağlıklı bir şekilde yönetilmemesi durumunda çocukların güven problemleri yaşaması, çocukların kendilerini güven ortamında hissedememesi gibi sorunları da beraberinde getirmektedir.
Boşanma sürecine girildiğinde çocuğa, yaşına uygun bir dille bu bahsi geçen sorunlarla karşılaşmamak adına uygun bir dille bu süreç aktarılmalıdır. Burada kendilerine odaklanan ebeveynler çocuklarına nasıl davranacaklarını, nasıl en az etki ile atlatmasını sağlayacak yöntemlerin belirlenmesi yine çift terapisinde ele alınmaktadır.
Boşanma sürecinin doğru yönetilememesi durumunda, çocuk anne- baba arasında kalabilir; iki ebeveyn arasında ikili bir hayat yaşıyormuş hissiyatına kapılabilir. Aynı zamanda çocuklar ebeveynlerinin sorumluluklarını almak durumunda hissedebilirler. Yaşanılabilecek bu yaşamsal süreçler değerlendirildiğinde aynı zamanda ; boşanma sürecinde ve sonrasında çift terapisinin önemini göstermektedir.
Boşanma süreci ile birlikte, tüm aile bireylerinin sürece uyum sağlaması büyük önem taşımaktadır. Boşanmaya uyum; fiziksel veya zihinsel hastalıkların belirtilerinden uzak olmak, ev, aile, iş ve boş zamanın gerektirdiği günlük rolleri ve sorumluluklarını yeterince yerine getirebilmek ve eski eş veya evli olma durumuyla ilgisi olmayan bir kimlik geliştirmiş olmak olarak tanımlanabilmektedir.
Boşanma sonrası yaşama uyum, keder ve suçluluk gibi duygulardan sıyrılarak bireyin kendisini eski eşinden ayrıştırabilmesi ve böylelikle bireyselleşmenin sağlanması, bireyin yeni sosyal ilişkiler içerisine girebilmesi olarak da tanımlanabilmektedir. Bu ayrışmanın sağlıklı bir zeminde başlaması yine aile ve çift terapisi ile sağlanmaktadır.

