Çiftlerdeki İletişim Problemleri
İlişkilerin en temel ihtiyaçlarından biri anlaşılmak ve karşı tarafı da anlayabilmektir. Sürdürülebilir ve sağlıklı bir ilişkinin temeli; çiftlerin duygularını, düşüncelerini ve ihtiyaçlarını açık bir şekilde ifade edebilmelerine olanak tanır. Ancak zaman içinde yaşanan stres, hayatın getirdiği sorumluluklar, geçmiş deneyimler ya da çözülmemiş duygusal meseleler çiftlerin birbirleriyle sağlıklı bir şekilde iletişim kurmasını zorlaştırabilir.
Sağlıklı ve doyumlu bir ilişkinin var olabilmesi etkili bir iletişimle mümkündür. Ancak çiftler arasında zaman zaman yanlış anlaşılmalar, bastırılan duygular, yoğun stres gibi etmenler iletişimin bozulmasına neden olabilir. İlişkilerdeki çatışma nedenlerini bu ana başlıklar altında toplanabilirken birbirinden çok farklı nedenler çiftler arasında iletişim sorunlarının oluşmasına neden olabilmektedir. Kişilik özellikleri, çocuklar, akrabalar, arkadaşlar, para, meslekler, yaşanacak yer, zamanın nasıl geçirileceği, din, siyaset, hatta daha günlük hayat değerlendirildiğinde hangi filme gidileceği ya da hangi arabanın alınacağı gibi konular da çatışma yaşamaya ve iletişim sorunlarının ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Var olan bu sorunlar çiftlerin kırgınlık yaşamalarına, uzaklaşmalarına, güvensizlik zeminin oluşmasına neden olabilir.
İletişim problemleri yalnızca konuşamamakla ilgili değildir; bazen çok fazla konuşmak ama birbirini duyamamak, bazen de sessizlikle karşı tarafı cezalandırmak şeklinde kendini gösterebilir. Suçlama, savunma, alay etme, sessizlik gibi olumsuz iletişim kalıpları sık tekrarlandığında, taraflar kendilerini yalnız, değersiz ya da yetersiz hissetmeye başlayabilir. Bu durum zamanla güvenin zedelenmesine, duygusal bağın zayıflamasına ve ilişkinin temelinin sarsılmasına neden olur.
Çatışma Uyarı İşaretleri: Kıyametin Dört Atlısı
Çiftlerin yaşadığı iletişim problemler birçok araştırmacının konusu olmuştur. Gottman yaptığı araştırmalar sonucunda ‘Kıyametin Dört Atlısı’ adını verdiği dört çatışma uyarı işareti önermiştir. Bu 4 olumsuz iletişim biçimi; eleştiri, sürekli savunmaya geçme, küçümseme, duvar örmedir. Bu işaretler aslında ilişkinin olumsuz yönde gittiğinin bir habercisi olabilir. Bu nedenle bunları tanımak; değişim ve dönüşüm için önemlidir.
- Eleştiri: Davranıştan çok, kişinin karakterine yönelik, partnerine yönelik olan saldırırdır. Eleştiri, suçluluk ve savunma tepkilerini tetikler. ‘Sen hep böylesin’, ‘Düşüncesizsin’, ‘Bu kadar normal mi?’ şeklindeki ifadeler örnek gösterilebilir.
- Sürekli Savunmaya Geçme: Eleştiriler karşısında sorumluluk almadan, karşı atağa geçme ya da kendini tamamen temize çıkarma, kendi payına herhangi bir hatayı kabul etmeye olan isteksizlik olarak tanımlanmaktadır. Kişinin bu tutumu, tartışmaları çözmek yerine daha da büyümesine neden olmaktadır. Çiftlerden biri “kurban” rolüne girerken, diğeri daha fazla suçlamaya yönelebilir. ‘Sen de geçen gün ne yaptın, hatırlıyor musun?’, ‘Ben hiçbir şey yapmadım, hep sen başlatıyorsun.’ şeklindeki ifadeler genellikle iletişimlerde görülen savunma örneklerindendir.
- Küçümseme: Partnerin değersizleştirildiği, gözden çıkarıldığı bir diğer uyarıcı işaretidir. Alay, küçümseme, göz devirmeler, iğneleyici sözler ve mimiklerle karşı tarafın değersizleştirilmesi bu gruba girer. ‘Sen zaten ne anlarsın?’, ‘Bunu yapmak için biraz zeka lazım tabii…’ gibi ifadeler küçümsemeye örnek olarak gösterilebilir.
- Duvar Örme: Tartışma ya da bazen konuşma sırasında kişinin kendini tamamen geri çekmesi, konuşmayı kesmesi ya da tepkisiz kalmasıdır. Bu davranışı hisseden biri, karşısındaki ile iletişimin faydasız olduğunu düşünüp; yalnız hisseder. Sessiz kalma, donuk bakışlar, duygusal kopukluk, uzaklaşma davranışları duvar örmeye örnek verilebilir.
Bu dört uyarı belirtisi ile başa çıkmak için Gottman, dört çatışma yönetimi stratejisi önermiştir. Bunları; sakinleşme, savunmacı olmama, partneri onaylama ve olumlu çatışma yönetimi olarak belirlemiştir.
Sağlıklı bir ilişki için iletişimin yalnızca bilgi aktarmak değil; duygu, empati ve saygı içeren bir etkileşim olduğunu fark etmek gerekir. İlişkideki iletişim sorunlarıyla başa çıkabilmek için bireylerin hem kendi iletişim tarzlarını fark etmeleri hem de partnerlerinin duygu ve ihtiyaçlarına açık bir şekilde yaklaşmaları önemlidir.
Neden Çiftler Arasında Çatışmalar Yaşanır?
Kültürel farklılıklar, bağlanma stilleri, sorun çözme becerilerinin çeşitliliği, kişisel farklılıklar, geçmiş deneyimler çatışmaların kökenini oluşturmaktadır. Bahsedilen bu farklılıklar çatışmaları oluşturduğu gibi; ilişkide çatışmanın olması ilişkinin kötü olduğu anlamına gelmez. Çatışma kendi başına kötü değildir. Her çatışma doğru ele alındığında aslında bir öğrenme alanını oluşturmaktadır.
Çatışma ilişkilerin doğasında vardır ve her bir tartışma- çatışma olumsuz bir deneyim olmak zorunda değildir. Doğru iletişim kanalları kullanılarak, farkındalık ile desteklenerek yapıcı bir sürece evrilebilir. Bunun için ilk adım, kişilerin ‘sen hep böylesin, değişmezsin’ şeklindeki suçlayıcı ve yargılayıcı ifadelerden kaçınıp; ‘böyle davrandığında kendimi değersiz hissediyorum’ şeklinde duygularını ifade etmelerinden başlamalıdır. Burada açık ve dürüst iletişim, çatışmaları azaltıp engellemektedir. Buna ek olarak sakin kalabilmek, karşındakini dinlemek ve savunmadan anlamaya çalışmak da çatışma çözümünde önemli yer tutmaktadır.
Çözülmemiş iletişim sorunları sadece ilişkiyi değil, çiftlerin bireysel ruh sağlığını da olumsuz etkiler. Çiftler yukarda bahsedilen sorunları yaşamakta ve bunları çözmekte zorlanıyorlarsa erken dönemde bir uzmandan destek almak ve sağlıklı iletişim becerilerini geliştirmek, ilişkinin sürdürülebilirliği açısından oldukça önemlidir.
Eğer siz de partnerinizle iletişim kurarken zorlandığınızı hissediyorsanız, sık sık kendinizi anlaşılmamış ya da yalnız hissediyorsanız, ilişkinizde tekrar denge ve güveni kurmak için bir adım atmak istiyorsanız, Novis Psikoloji’nin uzman kadrosu ile yanınızdayız.

